Papillon Hotels

Görülmesi Gereken Yerler

TERMESSOS
Termessos Antalya’ya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir. Termessos Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biridir. 4200 kişilik tiyatrosu ve yüzlerce kalıntısıyla çok geniş bir alana yayılmıştır. Mutlaka görülmelidir.

OLİMPOS
Kemer ve Arasan arasındadır. Phaselis’i geçtikten sonra Antalya-Kumluca yolu üzerinde bir levha Olimpos yolunu gösterir. Çıralı, olimpos’un yanında eski bir liman köyüdür. Milattan önce 2. Yüzyılda kurulan kent 6. Yüzyılda boşalmıştır. Ünlü Bellerophontes – Chimera savaşı burada yapılmıştır. Çıralı’dan sonra önce bir dere yatağından geçen ardından dar ve engebeli bir yokuştan bir saatlik bir yürüyüş sizi Chimera’nın eşsiz oğal ortamına götürcektir. Chimera çevredekiler tarafından dağdan çıkan ve sürekli yanan doğal gaz nedeniyle “Yanartaş” olarak tanınmaktadır.

PHASELIS
Phaselis’e Antalya-Kmemer otoyolunun 57. Kilometresinden sola bir kilometre döndükten sonra ulaşılır. Rodoslular tarafından milattan önce 7. Yüzyılda kurulan kent doğu Likya’nın en önemli liman kenti olarak bilinir. Üç iskelesi bulunan antik kentin içine 20-24 metre genişliğine bir cadde bulunmaktadır. Caddenin batı ucunda Hadrian geçidi,sağ ve sol yanlarında ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır. Kente kara ve deniz yolu ile ulaşmak mümkündür.

LIMYRA
Milattan önce 5. Yüzyıldan beri varolduğuna inanılan kent Kumluca Finike karayolunun 11. Kilometresindedir. 141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş olan kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. Ve 9. Yüzyılda arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır. Kent üç parçadan oluşmuştur. Acropolis,yerleşim birimleri ve necropolis.

ARCYCANDA
Kumluca – Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26 kilometre uzaktadır. Akarçay vadisini kontrol eden kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Buluntulara göre kentin milattan önce 5. Yüzyılda varolduğu düşünülmektedir. M.S. 240 yılında yaşanan depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. Yüzyıla kadar canlılığını sürdürmüştür. Bizans döneminde Aalanda olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş durumdadır.

DEMRE (MYRA)
Finike’ye 25 km Kaş’a 48 km uzaklıktaki Demre ,Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir. İlk kez M.Ö 5. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir. Şehir M.S 9. yüzyıldaki Arap istilaları sonrasında terk edilmiştir. Kaya mezarları,tiyatro ve St. Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır.. Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanını Demre ile bağlantısı vardır.

ST. NİCHOLAS KİLİSESİ
Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St.Nicholas MS. 245’te Fethiye yakınlarında Patara’da doğmuş ve MS.363 ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St. Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır. Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne ek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur.
Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre’ye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşa edildi. 1080’de İtalyan korsanlar mezarı soyarak bazı kemikleri Bari’ye kaçırdılar. Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya müzesindedir. İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu sempozyumda St. Nicholas’ın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış,dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor.

SİMENA (KALE)
Güzelliğini tarihi,denizi ve güneşinden alan Simena’ya Üçağız’dan deni yoluyla da ulaşılabilir. Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akeniz’in büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve antik kalıntılar görülmeye değerdir. Tairihi Likya uygarlığına kadar uzanan Simena’da Roma ve diğer uygarlıkların kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro ve Romalılardan kalan surlar bunlardan yalnızca birkaçı.

KAŞ (ANTİPHELLOS)
Likya şehirlerinden biri olan Kaş’ın adı Yunancada taşlık yer anlamına gelen “Phellos” tan gelir. Kaş bugünde iyi korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer bir sahil kasabasıdır.

PATARA
Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkan’dan yaklaşık 10 km önce ve güneyde yer alır Patara. Şahrin merkezinde bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin MÖ 5. Yüzyıla dek uzandığını göstermektedir. St. Nicholas’ın oğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının önemli bir liman şehriydi.
Biri Patara’ya giden üç kapılı surlar MS. 110’da vali Modestus tarafından yaptırılmıştır.En önemli kalıntılardan biri bugün kumların altında gömülü olan tiyatrodur.

XANTHOS
Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya uygarlığının en eski ve en büyük şehridir. MÖ 429’daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos, şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak başarılı olamayacaklarını anlayınca önce kadınlarını öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar etmişlerdir. Daha sonra bölgeye göç eden 80 aile şehri yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir yangınla yerle bir olmuştur. Yeniden inşa edilen şehir batı ile ilişkilerini güçlendirecek,önemli bir merkez haline gelmiş ancak şanssızlıklardan kurtulamamıştır. Romalı Brutus’un vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve alk savaşa sürüklenmiştir. Ve Xanthos felaketler şehrine dönüşmüştür. Şehir Likya merkezi etrafında oluşmuştur ve dışında Roma şehir merkezinin kalntıları vardır. Roma tiyatrosu ve tiyatronun batısındaki kalıntılar bugün de ilgi çekmektedir. Kayalar üzerindeki Harpy heykeli en önemli eserlerden biridir. Orjinali İngiltere’de British Museum’da bulunan eserin yerinde yalnızca kopyası vardır.

LETOON
Kınık-Fethiye yolndan batıya doğru 5 km gittiğinizde Letoon’a ulaşılır. Tarihi,Xanthos ile yakından ilgili olan Letoon, Likya uygarlığınınen önemli din merkezlerinden biridir. Yükselen su seviyesi nedeniyle, arkeolojik kazılar ertelenmiştir. Yüzeydeki kalıntılar ise MÖ. 7. Yy ve MS. 6. Yy sürecini kapsamaktadır.
En önemli kalıntı ise Yunan stilinde inşa edilmiş tiyatrodur.

PERGE
Aksu ve Düden akarsuları arasında kurulu şehir Antalya’nın 18 km doğusunda yer alır. Sahil şeridinde olmadığı için korsan istilalarına uğramayan şehir gelişerek varlığını korumuştur. MÖ.332’de Büyük İskender ile anlaşarak savaşa gitmeyen Perge,Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde varlığını sürdürmüştür. MS. 2. yy’da yapılan 15.000 kişilik tiyatro,Aphrodisias tiyatrosundan sonra en iyi korunmuş eserdir. Tiyatronun altında alışveriş merkezi olarak kullanıldığı düşünülen 30 tane oda vardır. Çevredeki kazılardan çıkan kalıntılar Antalya Müzesinde korunmaktadır. Bunların yanı sıra Perge’de pek çok sur, agora,kilise ve antik yollar bulunmaktadır.

SİLLYON
Silyon’a Antalya-Alanya karayolunun 35.km sonrasından 8 km kuzeye giderek ulaşılınabilinir. Düz bir ovada elips şeklinde bir platonun üzerinde yer alan Silyon Akdeniz’in en eşsiz manzaralarından birine sahiptir. MÖ. +.yy’da kurulan şehir Hellenistik,Roma ve Bizans dönemlerinin yanı sıra Selçuklu dönemlerinde de önemini korumuştur. Önemli kalıntılar arasında stadyum ve Selçuklular zamanında inşa edilen cami ve spo alanları yer alır. Ancak platodaki tiyatro depremler sırasnda oldukça hasar görmüştür.

ASPENDOS
Antalya-Alanya karayolunun 4 km kuzeyinde yer alan Aspendos’un tarihi MÖ. 5. Yy’a dayanır. MS. 2. yy’da inşa edilen Aspendos tiyatrosu Selçuklular tarafından onarılarak kervansaray olarak kullanılmıştır. Er basamak arasında yarım metrelik aralar bulunan tiyatro 17.000 kişi ve 500 kişilik orkestra alabilecek kapasitededir. Tiyatro bugün de konser ve festival gösterileri için kullanılmaktadır. Tiyatronun etraındaki agora ve kiliselerin dışında 15 km’lik basınçlı su kemeri de Roma mimarisinin en önemli eserleri arasında sayılmaktadır.

SELGE
Selge Manavgat’ın kuzeyinde, Antalya Alanya karayolunun 55 km içerisinde yer alır. Köprülü kanyonuna kadar düzgün olan yol daha sonraki 12 km için ancak jeep ya da bisikletle gidilebilir haldedir. Selge, Toroslardaki , denizden 950 mt yüksekteki Köprülü kanyonu üzerinde kuruludur. Tiyatronun yanı sıra şehir duvarları, kale, stadyum, ve nekropol bugüne kadar gelmiştir.

SİDE
Side’ye Manavgat yolundan 3 km önce sağa dönülerek ulaşılır. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmeyen şehrin adı ‘Nar’ anlamına geliyor. Side’nin tarihinin Hititlere kaar uzandığını bulunan kalıntılardan biliyoruz. Yarımada üzerine kurulan şehir Hellenistik ve Roma dönemlerinde saldırılara karşı duvarlar sayesinde korunmuştur. Özellikle Toroslardan su getiren su kemerleri görülmeye değer eserler olarak günümüze kadar gelmiştir. 15000 kişilik tiyatroda önemli tarihi kalıntılar arasındadır. Roma tiyatrolarınan farklı olarak Side’deki bir yamaca inşa edilmemiştir. İki katlı tiyatro 20 mt yükseklikteki bir dizi kanal üzerine yerleştirilmiştir. Tiyatronun altından yağmur suyu kanalları geçmektedir. Şehirde ayrıca çok sayıda su kemerleri , hamam, tapınak ve bir tane agora bulunmaktadır.

SELEUKIA
Side’nin 23 km kuzeydoğusunda yer alan Seleukia’da kazılar 1972 yılından beri sürmektedir. Belde özellikle güzel manzarası ve çam ormanlarıyla ünlüdür.

ALANYA
Antalya’nın 135 km doğusunda bulunan şehir, antik çağda Coracesion adıyla anıldı. Zaman zaman Kilikya zaman zaman Pamfilya bölgesi sınırları içerisinde kaldı. Selçuklular zamanına kadar çok önemli bir merkez değildi. Selçuklular zamanında önem kazanan şehirde Kızıl Kule,Alanya Müzesi, DAmlataş Mağarası,deniz mağaraları ve bedestenler görülmeye değer yerler arasında yer alıyor.

KERVANSARAYLAR
EVDİR HAN

Antalya’nın 18 km kuzey batısında yer alan han,1219 yılında Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Odalarla çevrili geniş bir avlusu ve batıya açılan oymalı bir kapısı vardır.

KIRKGÖZ HAN
Antalya’nın 31 km kuzeybatısındadır. 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Gıyasettin Keyhüsrev tarafından kurulmuştır. Han bugüne kadar sağlam olarak korunabilmiştir. Han’ın ortasındaki sofa etrafında çok sayıda oda vardır. Merkezde ise bir kuyu vardır. Kuzey tarafında ise çok geniş bir salon vardır.

ALARA HAN
Alanya’ya varmadan 30 km önce otoyol üzerinde bir dönüştedir. 1231 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafınan kurulmuştur. Girişteki büyük geçidin üzerinde kabartma ve aslan başı motifleri vardır.

SERAPSU HAN
Alanya’ya 15 km mesafedeki han Selçuklu Sultanı Gıyasettin Han tarafından kurulmuştur. (1236-1245) 
Geniş bir alan üzerinde kurulmuş olan binanın taş tavanı vardır ve bugüne kaar sağlam olarak korunmuştur. Kale görüntüsü veren binanın esas girişi kuzey tarafındaır. Heen yakında bir de cami vardır.

ALARA KALESİ
Alara çayı üzerinde yükselen bir kayanın üstünde bulunan kulenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Fakat 1231 yılında Selçuklular zaptettikten sonra tamir edilmiştir. Osmanlılar zamanında da uzun süre kullanılmıştır. Kayadan oyma bir tünel merdiven ile kuleye çıkılmaktadır.

MAĞARALAR
KARAİN MAĞARASI

Antalya’nın 31 km kuzeybatısında yeralmaktadır. Katran dağının bittiği noktada yağcı köyünün sınırında kireçtaşı oluşumlarının açtığı doğal mağra paleolitik, neolitik, kalkolitik dönemde insanların sığındığı bir yer olmuş, aynı zamanda dış yüzeyde bulunan çizim ve kalıntılardan dağ tanrıçasına ev sahipliği yaptığı anlaşılmıştır. 1946 yılından bu kazılar sürmektedir. Bu kazılar sonucu yerleşimin 50000 yıl öncesine dayandığı anlaşılmıştır. Karain, Türkiye’de yerleşim yeri olan en büyük mağaradır. Tarihi buluntular küçük Karain Müzesinde ve Antalya Müzesinin tarih öncesi bölümünde sergilenmektedir.

BELDİBİ MAĞARASI
Antalya’nın 25 km kuzeybatısında kıyı şeridinde olan mağarada tarih öncesi buluntuları tespit edilmiştir. Ayrıca bir duvar resmi de vardır.

KARATAŞ – SEMAHÖYÜK MAARASI
Birçok sarkıt ve dikitleri bulunan mağara solunum yolları hastaları için idealdir. Alanya’da olan mağarada nem oranı %90 a varmaktadır.

DAMLATAŞ MAĞARASI
Çok renkli sarkıt ve dikitleri olan mağarada sıcaklık 22-33 derecedir ve %98 nemlilik vardır. Astım ve kronik bronşit hastaları için iyi geldiği belirtilmektedir.

FOSFOR MAĞARASI, HAYDITLAR MAĞARASI, AŞIKLAR MAĞARASI
Bu üç mağaraya da Alanya limanından kalkan botlar ile ulaşılır. Fosfor Mağarası’nın adı parlayan taşlarından, Haydutlar ya da Kızlar mağarasının adı haydıtların kaçırarak hapsettiği kızlardan, Aşıklar mağarasının adı ise Kleopatranın gençlik banyosu yaptığı yer olmasından gelmektedir.

ALTINBEŞİK DÜDENSUYU MAĞARASI
Ürünlü kasabasına yakın olan mağaraya ulaşmak zordur. Beyşehir gölüne yer altından bağlı olduğu kanıtlanan mağara bilimsel açıdan önem taşımaktadır.